TwitterFacebookRSS

OyunlarBilecik

İnkalar

 İnkalar


Macchu-Picchu
 
İnkalar, Güney Amerika’da binlerce yıl önce yaşamış büyük uygarlıklardan uygarlık, Uygarlık 1530 yılında İspanyolların buraya varmasıyla son bulmuştur.

İnanç sistemlerini incelediğimizde, diğer pek çok antik uygarlıkta ve çağdaşları olan toplumlarda görülen inançlarla benzerlikler olduğunu ve İnkaların bu hikayelerin kendilerine özgü anlatımlarına sahip olduklarını görüyoruz.

"Yine Venus Gezegeni ve Gökten Gelen Tanrılar"

İnka harabelerinde bulunan taş bloklar üzerine işlenmiş takvimler olduğu görülmüştür. Ancak 18.-19. yüzyılda hesaplanabilen bazı astronomik esaslar, 10 binlerce yıl önceye tarihlendirilen bu takvimlerde şaşırtıcı bir doğrulukla uygulanmıştır. İnkaların Venüs takvimi 225 günden, Mars takvimi ise 687 günden oluşur. Bunlar göksel bağlantının şaşırtıcı delillerdir. Zaten İnka inançlarına göre “Tanrı” geldiği yerden uzayın sırrını, yazıyı, tarım bilgisini, sanat ve mimari anlayışı ve daha nice bilginin kullanılma esaslarını da birlikte getirmiştir.

İnka kenti Tiahuanako’nun beyaz tenli, beyaz elbiseli uzun sakallı Yaratıcı Tanrı Virakoşa tarafından bir gecede yaratıldığı söylenir. Virakoşa yanından hiç ayırmadığı İnti Kuşu ile birlikte gezer, insanları eğitir; İnkalar’a buğday ve mısırı getiren de odur.

Tiahuanako efsanelerinde bir de Tanrıça Orejana’nın adı geçer. Bu efsane ile ilgili kayıtlar harabelerde dağınık bir halde bulunan taş bloklardan biri üzerinde yer alır. Bu taş bloğa özel elbiseler taşıyan astronot resimleri, uzay gemisi şekilleri işlenmiştir. Bloğun üzerindeki petrogliflerin tercümesi şöyledir;

“İnsanlığın ilkel çağlarında, Titikaka Gölü’ndeki Güneş Adası’na güneş gibi parlayan altın bir kuş indi. Bu kuşun karnından bir kadın çıktı. Bu kadın öbür kadınlara çok benziyordu. Yalnız başı konik biçimde, kulakları uzun, 4 parmaklı ve parmakları birbirine ince bir zarla bağlıydı. Adı Orejana idi. Oigh’den geliyordu. Oigh’te yaşam şartları hemen buranın aynıydı. O çok bilgiliydi, görevi indiği yeni dünyada yeni bir ulus yaratmaktı. Yerli erkeklerden birçokları ile birleşti. Doğurduğu çocuklar analarına çektiler. Çok akıllı bir ırk meydana geldi. Bir zaman sonra Orejana’nın görevi sona erdi. Yine altın kuşuna bindi, tekrar geri döneceğini söyleyerek göklere uçup geldiği yere gitti.”

Ne gariptir ki, ya da ne açıklayıcıdır ki, halen Peru’da yaşayan kabilelerden birisi Orejana adını taşır. Bu kabilenin insanları tarifi yapılan Orejana gibi uzun kulaklıdır.

And Dağlarında bugün ilkel olarak nitelendirdiğimiz ama düşünceleriyle çok ilerileri görebilen, UFO gerçeğini kabullenmiş, zeki yaşamı Dünya gezegeni ile sınırlamayan yerlileriyle Güney Amerika...

Ve yeryüzünün en eski şehirlerinden biri olarak kabul edilen gizemli TİAHUANAKO şehri. Tiahuanako , La Paz’ın 90 km. ötesinde , Titikaka gölünün 24. km yakınlarındadır. Yerliler bu şehre aynı zamanda “ ebedi şehir” anlamına gelen “ Huinai Marka” da demişlerdir.

Tiahuanako şehrinin yaşı bilinmez. Dev kalıntıları geniş bir arazi üzerinde dağılmış durumdadır. Surlar, mezarlıklar , saraylar, mabetler , piramitler, heykeller, düzgün yollar bu şehirden günümüze kadar gelen izlerdir.

Pisaq arkeolojik Parkı: Kayaların kesimindeki düzlüğün mükemmelliği hayret verici..
 

Şehrin kalıntıları genel olarak üç kısma ayrılır:

- 15 m. yüksekliğinde ve 32.400 m2 yüzölçümü olan kale. (Akapana )

- 128.74 m. boyunda ve 118.26 m. genişliğindeki tapınak. (Kalassaya)

- Kapılar (Puma-Punku, Tunka-Punku, Umu-punku)

 

Akapana bir kaleden çok başlı başına bir şehirdir. İçinde evleri, depoları, atölyeleri ve kusursuz su yollarını barındırır. Kalassaya ise sadece tapınak değil aynı zamanda gözlemevidir de.

Burada inanç ve uzay bilgisi, gökyüzü ile kurulan bağlantı bir kere daha karşımıza çıkıyor. Binanın yapım tarzı, duvarları meydana getiren taş blokların yerleştirilmesi astronomi temellerine dayanılarak yapılmıştır. Kalassaya’ya güneş tapınağı da denmesine rağmen, burada Güneş Tanrısına tapınıldığını gösteren hiçbir ize rastlanmamıştır.

Tiahuanako şehrinin en esrarlı bölümlerinden birini de kapılar oluşturur. Yarı oyulmuş heykelleri ve yarım bırakılmış taş bloklarıyla burası birden terk edilmiş şantiye etkisini bırakır. Buradaki kum taşı bloklarının her biri en aşağı yüz tonluktur. Birbirlerine bakır penslerle tutturulmuşlardır. Tepelerine de 60 tonluk küpler konmuştur. Kaldırım taşları yada rıhtımlar ise 5 m. boyundaki tek parçalık taşlardan imal edilmiştir.

Kapılar kısmında bulunan 7 m. boyunda , kızıl taştan oyulmuş, bütün yüzü çeşitli desen ve sahnelerle süslü dev bir heykel de La Paz Açık Hava Müzesi’ne getirilmiştir. Tiahuanako anıtlarının dev ölçüleri nedeniyle “Dev Şehir” yada “Devlerin Şehri” adını da almıştır. Ancak bu şehrin önemli kalıntılarının devasa ölçülerde olmasından değil, bilinmeyen tarihinde ve bu tarihe açıklanamayan ipuçları getiren izlerindendir.

Saksahuaman , Machu Pichu ve Paşamak da tarihleri tam olarak bilinemeyen esrarengiz şehirlerdendir. Bir yönden aralarında Tiahuanako uygarlığıyla bağlantılar vardır.

Şimdi gizemli şehir Tiahuanako’nun hangi bilimsel veriler ışığında inşa edildiğini bazı örneklerle inceleyelim:

Tiahuanako: Güneş Kapısı

Tiahuanako’nun en gizli ve ilgi çeken anıtı 10 tonluk tek bir kaya parçasından oyulmuş, 3 m. boyunda, 3.75 m. enindeki Güneş Kapısıdır. Üst kısmında ortada uçan bir Tanrının çevresinde 48 figür dizilmiştir. Taçlı pumalar , akbabalar, kanatlı yaratıklar, tanrının karşısında diz çöken ya da ona sırt çeviren, uzaklaşan insanlar ve şekiller vardır. Orta yerde bulunan Tanrının kimliği kesin olarak bilinmiyor. Güneş tanrısı, Yaratıcı Tanrı Virakoşa olabilir.

Geleneksel yorumcular Güneş Kapısı’nın mitoslara dayanan kozmogonik bir sistemi simgelediğini belirttiler. Kapı Tiahuanako uygarlığının bilimsel oluşumunu gösteren bir takvim olabilir. Hatta belki de o, dünyanın en eski takvimidir. Kapının ortasındaki tanrı motifi onbir değişik biçimde tekrarlanmakta , yani güneşin bir yıl içindeki hareketlerini, on iki ay’ı göstermektedir. Bununla birlikte sadece Güneş değil, son derece karmaşık bir sistemin içinde Venüs gezegeninin ed çevrimi kapıda aktarılmıştır.

Yan yana duran üç takvim taşında , üç ayrı takvim hesabı vardır. Birinci takvim Kutsal Yıl hesabıdır. Bunda bir yıl 260 gün olarak hesaplanmıştır. İkinci taşta Güneş Yılı takvimi işlenmiştir ve yıl 365.2422 gün olarak hesaplanmıştır. Üçüncü taştaki takvim ise Venüs yılını gösterir. Burada bir yıl 225 gün olarak gösterilmiştir.

Bu hesapları çağdaş bilim seviyemiz ancak uzun çalışmalar sonrası yapabilmektedir. Ekinokslar ilk kez milattan 125 yıl önce Hipparchus tarafından hesaplanmıştır diye bilinir. Acaba Tiahuanako’lu astronomlar bu araştırmaları kaç bin yıl önce yapmışlardı ?

Güneş kapısına oyulmuş taş takvim dört bölüme ayrılmıştır. Her bir bölüm astronomik açıdan dünyasal dört mevsimi gösterir. Ve bu dört bölümün her biri yılın 12 ayını göstermek üzere 3 e ayrılmıştır. Yılı 290 gün olarak sayan Tiahuanako astronomları ayları da 24 günden saymışlar, buna karşılık her gün için ayın durumunu ayrıntılı olarak göstermişlerdi. Günümüz astronomları öteden beri ayın görünen hareketinin gerçek hareketi olmadığını bilmelerine karşın bu gün bile çoğu takvimlerimizde ayın yalnız görünen hareketi gösterilir. Yoksa Tiahuanako yerlileri yüzyıl insanından daha ileri bir bilgiye mi sahiptiler ?

Kapı üzerindeki kabartma resimlerde stilize edilmiş makineler , özel elbiseler giymiş astronomlar , geri tepkili yılankavi biçimli roketler ve Venüs, Merih gezegenlerinin takvimleri işlenmiştir. Milattan binlerce yıl önce insanlar Venüs yılının 225 gün olduğunu nereden öğrenmişlerdi? Bu yıldızla o dönem insanlarının arasındaki bağlantı neydi?

Astronomi bir yana, Tiahuanako’nun arkeolojik yönden de esrarları hala çözülmüş değil. Tarihsel olarak uygarlık dönemlere ayrılmış:

Göçebe kavimleri birleştiren birinci dönem...

Dıştan gelen üstün bir uygarlığın istilasına tanık olan ikinci dönem...

Beyaz tenli, sakallı bir ırkın gücünü tanıyan üçüncü dönem...

Dev ölçülerde yapıların yükseldiği dördüncü dönem ve...

İnkalar’ın egemenliği altında geçen beşinci dönem.

M.S. 500 ile 1200 yıllarını kapsayan bu beş dönem içinde tarihin açıklayamadığı, dıştan gelen üstün bir uygarlık, beyaz tenli, sakallı bir ırk gibi önemli noktalar vardır.

İnkalar , Titinaka bölgesini ele geçirdiklerinde , Tiahuanako geçmişi bilinmeyen, gerçekliği efsanelerle karışmış bir kentti. Son imparator Atahualpa:

Hiç kimse bu şehrin kalıntılarından başka bir şey görmedi. Kuruluşu geçmiş çağların karanlığına aittir diyordu.

Efsane , şehrin beyaz tenli, beyaz elbiseli uzun sakallı Yaratıcı Tanrı Virakoşa tarafından bir gecede yaratıldığını söyler. Viranoşa yanından hiç ayırmadığı inti kuşu ile birlikte geze. İnsanları eğitir. İnkalar’a mısır buğdayını getiren de odur. Tanrı Viranoşa, zamanla ahlakları bozulan şehirlere kızıp onları taşa çevirir. Kızdığı zamanlarda insanlardan önce yarattığı devleri yok eder, tayfunlar yaratır.

Sonunda dünyanın yaratıcısı PACHAYACHACHİ , dünyanın öncüsü PACHACAMAC ve ebedi TİCSİ/ VİRAKOŞA suların üzerinde yürüyerek ufukta kaybolur gider. Gitmeden önce insanlara onları koruyacak beyaz tenli ve sakallı başka yaratıklar göndereceğini söyler.

Tiahuanako efsanelerinde bir de Tanrıça Orejana’nın adı geçer. Bu efsane ile ilgili kayıtlar harabelerde dağınık bir halde bulunan taş bloklardan birinin üzerinde yer alır. Bu taş bloğa da stilize edilmiş özel elbiseler taşıyan astronot resimleri, uzay gemisi şekilleri işlenmiştir. Bloğun üzerindeki petrogliflerin tercümesi şöyledir:

Altın renkli, kuş benzeri göksel bir taşıt aracı ile uzaysal yolculuklar yapan, üstün nitelikler sahibi farklı bir kadın. Yaratıcı tanrıça...

Hem de dünyada yeni bir ırk yaratma amacıyla Güney Amerika topraklarına inmiş Dünya Dışılı misyoner bir Tanrıça.,

Fiziksel özelliklerinde dikkati çeken uzun kulakları olması. Ne gariptir ki ya da ne açıklayıcıdır ki , halen Peru’da yaşayan kabilelerden birisi OREJANA adını taşır. Bu kabilenin insanları tarif edilen Orejana gibi uzun kulaklıdırlar.



| | | | | |
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=